Okuma Süresi : 4 dakika

Türk Kahvesi, adında Türk bulunan dünya çapındaki markalarımızdan birisi, belki de hepsinin arasında en önde geleni… Bu marka, 1500’lü yıllarda başlayıp, bugünlere gelen ve yüzyıllarca ince ince işlenerek gelişen bir geleneğin ürünü. Böylesine büyük bir tarihi değere sahip bir geleneğe sahip çıkma çerçevesinde, bendeniz de birşey yapıyor ve Türk kahvesi fincanı topluyorum. Ama neden? Niye Türk kahvesi fincanı topluyorum?

Bir Yüksek Kültürel Değer

Herhalde bu topraklarda yaşayan hemen her kişi tarafından bilineceği üzere Türk Kahvesi; kavrulurken geçirdiği Maillard Tepkimesi ile bünyesinde farklı aroma bileşikleri geliştiren kahve çekirdeklerinin, havanda dövülerek veya değirmende çekilerek cezvede pişirilmesiyle hazırlanmaktadır. Tarihinde ilginç gerçekler birikmiş ve dünyayı değiştirmiş olan Türk kahvesi‘nin kültürümüzde edindiği yer oldukça köklüdür. Her ne kadar bugün ülkemiz, dünyada en çok içilen içeceklerden birisi olan çaya kaymış, bir çay ülkesine dönmüş gibi gözükse de, kültürel olarak köklü bir kahve ülkesi olduğumuz tartışmasızdır.

Türkiye adına UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası listesine giren ve dünya mirası ünvanı alan iki kahveden birisi olan Türk Kahvesi, kültürümüzün yüksek değerli bir parçasıdır. Bugüne kadar sayısız insanın “bir kenarından tutarak” oluşturduğu bu kültürel değeri, bugün yaşayan her bir Türk’ün de bir şekilde yaşatması ve geliştirmesi gerekmektedir. Bu kültürün gelişip yaygınlaşması konusunda, her bir Türk’ün -özellikle de yemekler ve yiyecekler konusunda ilgilenen kişilerin- üstüne düşenler olduğu kanaatimdeyim.

Atadan Yadigar…

Geçmişten günümüze gelen eşyaların bir başka değerli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Hele de o eşyalar sevdiğiniz kişilerden kalmış ise… Bendenizin gözünde de, değeri çok farklı olan sahip olduğum iki eşya bulunmakta: birisi baba tarafımın büyüklerinden kalan ve içinde kömür közü konularak közde Türk kahvesi hazırlanabilen bakır bir maltız, birisi de anne tarafımın büyüklerinden kalan ve babamın da yıllarca keyifle kullanmış olduğu bakır bir su tası. Yaşları benden büyük olan bu eşyaların alelade eşyalardan farkı atalardan yadigar kalmış olması ve onlar tarafından kullanıldıkça değerlenmiş bulunması.

Babadan Çocuklara…

Geçmişten gelen ve kullanılarak değerlenen tüm eşyalar gibi, bendeniz de, bu bakış açısı doğrultusunda, oğlum ve kızıma bizden kalacak birşeyler olması gerektiğini düşündüm. En köklü geleneklerimizden olan Türk kahvesi kültürünün devamı ve güçlenmesi için, bireysel olarak bir sorumluluğum olduğunu düşündüğüm için de, bu iki yaklaşımı bir araya getirerek çocuklarıma Türk kahvesi ile ilgili birşeyler bırakmak istedim.

Bu amaçla, oğlum ve kızıma evlendiklerinde teslim etmek üzere, birer parça geleneksel tarzda tasarlanmış olan Türk Kahvesi fincanlarından toplamaya başladım. Bunu yapmamdaki tek arzum da, Türk Kahvesi kültürünü çocuklarıma aktarmanın yanı sıra, aileden kalmış ve “babamın” fincanları diyebilecekleri, kullanılmış ve kullanıldıkça değerlenmiş bir set bırakabilmek…

Sorular…

Geçmişte atalarımız kültürlerini korudukları ve kendilerinden sonraki nesillere aktardıkları için, bugün Türk kahvesi var ve bu dünya mirası ilan edilen Türk kahvesi adındaki lezzeti içebiliyoruz.

Unutmamak gerekir ki, biz varsak ve onlara sahip çıkarsak bu kültürler var olacak! Biz onları koruyup, alt nesillere aktardığımız takdirde varlıklarını devam ettirecek!

Bu nedenle bu sorular üzerine biraz düşünmenizi isterim:

Kültür nedir?
Bireylerin üst nesillerinden aldığı değerleri taşımaları ve yaşatmaları gerekmez mi?
Bu aktarım bireylerin birer sorumluluğu değil midir?
Bireyler, büyüklerinden gördüklerini geliştirip kendilerinden sonraki nesillere aktarmazlarsa o değerler ne olur?

Son Söz Yerine 

Tüm bu üzerinde düşünülecek konuları aklımızın bir kenarında durakoysun, Bendeniz niye Türk kahvesi fincanı topluyorum, varlığından yıllar yıllar sonra haberdar olduğum Sevgili Barış Manço’nun tam da bu konuda yazmış olduğu Eski Bir Fincan adlı eseri ile vereyim…

Yazı Notları
İlk Yayın Tarihi, 07/05/2020
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 2 gün
Çalışma Süresi, 2 saat 24 dakika

6 thoughts

  1. Okuyunca insanın gerçekten çocuklarına hatıra olarak birşeyler bırakması gerektiğini bir kez daha anımsatan bir yazı olmuş. 😕 Bir de Barış Manço şarkısı da tam uymuş. Yaptığın bu fincan biriktirme ve çocuklarına devretme işi gerçekten çok anlamlı. 👍👌

    1. Teşekkür ediyorum Atilla. Gerçekten birşeyler bırakmak lazım onlara. Yıllar geçip de toprak olduğumuzda, bizleri anımsatacak birşeyler olması çok önemli.
      Ben babaannemlerimin maltızını her gördüğümde onları ve çocukluğumun geçtiği evlerini hatırlıyorum. Keza bakır tası her gördüğümde, rahmetli babam gelir aklıma.
      Anılar güzel şeyler, anıları yaşatmak ve hatırlatmak için gerekli belki de bu eşyalar…

    1. Kesinlikle katılıyorum Yasemin. Keyifle yapar ve keyifle bırakırız bunları evlatlarımıza inşallah.

  2. Eskilerde tabii ki Osmanlı’da evlerde değişik renklerden oluşan kahve fincanı seti olurmuş. Bir eve kız istenmeye gelindiğinde evin kızı bu fincanlardan kahve sunar ve merasim bitipte kız Allah’ın emri ile verildikten sonra fincanlar bir daha kullanılmaz ve kullanılan fincan seti evin kızının kullanması için çeyizine koyulurmuş.
    Özellikle kız çocuklarımız için bence çok değerli şeyler kahve fincanlarımız.

    1. Ne güzel adetlermiş. Bazen böyle güzel adetleri oluşturup, geliştirdikten sonra neden bırakıyoruz diye soruyorum kendime. Ve yanıtı yazıda vurguladığım üzere, kişiler gelenekleri yaşatmaz ve devam ettirmez ise yok olurlar dediğim aklıma geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir