Okuma Süresi : 4 dakika

Bir çay ülkesi olarak, Dünyanın en çok içilen içeceği nedir sorusunun yanıtlarından birisi olan çayı yeterince tanıyor muyuz? Hemen her öğünde içebildiğimiz bu kahverengimsi kızıl renkteki içecek, çay tam olarak nedir, bir fikrimiz var mı?

Çay Bitkisi

Çaygiller (Theaceae) familyasının nemli iklimlerde yetişen bir bireyi olan ve yaprak ile tomurcukları içecek hazırlanmakta kullanılan Çay (Camellia sinensis), esasen doğada ağaç görünümüne sahip bir bitkidir. Doğal şartlarda çay bitkisi, sıradan bir ağaç gibi büyür. Çay tarlasındaki bitkinin, boyunu uzatmasından ziyade dal sayısını arttırmasına yönlendirmek amacıyla, bitki budanır ve büyümesine izin verilmez. Bu şekilde kültüre alınan bitki daha kolay hasat edilebilir ve böylece hasat verimi arttırılmış olur.

Çayın Kökeni ve Bulunuşu

Yaygın görüş çayın kökeninin Çin olduğu üzerinedir. Tıpkı kahvenin keşfine ilişkin ilginç bir hikaye bulunduğu gibi, çayın da keşfi hakkında da ilginç bir anlatı bulunmaktadır. Bu anlatıya göre, çayın M.Ö. 2.737’de Shen Nung adlı Çin imparatorunun keşfettiği üzerinedir. Bitkisel tıp üzerine ilgisi bulunan ve araştırmacı bir kişiliği olduğu bilinen İmparator Shen Nung’un, önünde bulunan kaynamakta olan suyuna bir çay yaprağının düşmesi ile tesadüfen çayı bulduğu rivayet edilmektedir. İmparator ve bu keşfini aktardığı kişiler, bu içeceği içerek dinçleştiklerini farkedince, bitkinin kültüre alınmasına ve tarımının yapılmasına yönelinmiştir.

Bu hikaye dışında, çayın, M.Ö. 481 ve 221 yılları arasında Çin’in Siçuan bölgesinde içilmekte olduğu ise kesin olarak bilinmektedir1. Tarihte bilinen ilk kayıt ise M.S. 350 yılında yazılmış ve yazarı Kuo P’o olan Erh Ya adlı Çince bir sözcükte geçmektedir2.

Çayın Yayılması

Çin’de yetiştirilmeye başlanan çayın zamanla üretimi artmıştır ve giderek ticari bir ürün haline gelmiştir. İlerleyen sürede hem ürün hem de bitki olarak Mançurya yarımadası üzerinden Kore ve Japonya’ya Çinhindi yarımadasından da Vietnam ve Kamboçya gibi ülkelere yayıldığı bilinmektedir.  Daha sonra özellikle ticaret yolları üzerinden batı istikametine doğru Orta Asya’ya, Hindistan’a, İran’a, Ortadoğu’ya, Arap dünyasına, Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasına ve Rusya’ya yayılmıştır. 

Batılı ülkelerin sömürgecilik çağını başlatması ile birlikte, Güney Asya’ya ve Uzakdoğu’ya gelmişler ve birçok baharatı öğrendikleri gibi çay ile de tanışmışlardır. İlk olarak 1569’da Portekiz Kralı’na mektup yazan temsilci, çaydan bahsetmiştir. Sonraki onyıllarda ticaretine başlanan çay, Portekizliler tarafından Lizbon merkezli olarak, Hollandalılar tarafından da Amsterdam merkezli olarak Avrupa’ya dağılmaya başlar. Ticareti yapılan ürünün çok olmaması nedeniyle yüksek bir fiyatı olan çay, kimi zaman tıbbi tedavi yaklaşımıyla kullanılmış kimi zaman da özel günlerde içilen bir içecek olarak tüketilmiştir. Sömürgeci ülkelerin uygulamaları ile çay üretiminin iyiden iyiye artması ile fiyatları düşen çay, üst sınıfların tükettiği bir içecekten daha geniş kitlelere erişilebilir hale gelmiştir.

Çayın Adının Kökeni

Çay sözcüğünün kökeni de, bitkinin kendisi gibi, Çin kaynaklıdır. Dünya üzerinde çayı anlatmak için, Çin’den çıkan iki kaynak sözcükten türetilmiş sözcükler kullanılmaktadır.

Bu sözcüklerden birisi olan “t’e”, Çince’nin Amoy lehçesinde yer almaktadır. Batılı tüccarların, özellikle de Hollandalıların, Xiamen (Amoy) ve Quanzhou limanları merkezli bir şekilde ticaret yapmaları nedeniyle “t’e” sözcüğü deniz üstünden Avrupa’ya ulaşmıştır. Bu sözcük Flemenkçe’ye “thee”, Flemenkçe üzerinden de Fransızca’ya “thé”, İspanyolca’ya “te”, Almanca’ya “tee” şeklinde geçmiştir.

Dünyadaki çay sözcüklerinin bir diğer kaynağı olan ve Kanton Çincesi’nden çıkan “cha” sözcüğü ise, erken dönemlerde çayın kendisi ile birlikte öncelikle Çin’in doğusuna doğru yayılmıştır. Batı istikametine doğru olarak ise, ticaret yollarının daha çok kullanılması ile yayılmıştır. Sözcük, sömürgecilik çağında da uzakdoğuda Hong Kong ve Makao merkezli ticaret yapan Portekizliler ile Avrupa’nın batısına ulaşmıştır. Temel olarak karadan ve denizden iki kol üzerinden yayıldığı söylenebilecek “cha” sözcüğü, bugün Korece’ye “cha” (차), Japonya’ya “cha” (茶), Türkçe’ye “çay”, Farsça’ya “çay” (چایی), Arapça’ya “shay” (شاي), Rusça’ya “chay” (чай), Hintçe’ye “chai” (चाय), Portekizce’ye ise “chá” şeklinde geçmiştir.

Tüm bu bilgilerden anlaşılabileceği üzere, “t’e” ve “cha” sözcükleri ile insanoğlunun dil dünyasına giriş yapan çay, tıpkı ülkelerin çay ülkesi veya kahve ülkesi olarak ikiye ayrıldığı gibi, çaya “t’e” diyen ve “cha” diyen ülkeler şeklinde ikiye ayrılmıştır.

Çayın Anadolu’ya Gelişi…

Yüzyıllarca bir kahve ülkesi iken ve kahveyi o dönemki bilinen dünyaya tanıtırken, tıpkı Avrupa’nın kahveye ilgi duyması gibi, Osmanlı İmparatorluğu da uzakdoğunun bu içeceğine, yani çaya ilgi duymuştur. İlk olarak İstanbul’da birkaç dükkanda satılmaya başlayan çayın sevilmesi üzerine, ilerleyen zamanlarda Osmanlı topraklarında yetiştirilebilmesi için çalışmalar yapılmıştır. Bu kapsamda ilk çay yetiştirme çalışmaları Bursa’da gerçekleştirilmiş, Uludağ’ın eteklerinde çay dikimi gerçekleştirilmiştir. Ancak hem iklim hem de toprak yapısı nedeniyle konu ile ilgili olarak bir başarı elde edilememiştir.

Kahve ithalatının dış ticarette oluşturduğu önemli açık için çözüm aranmıştır. Bu nedenle cumhuriyet döneminde çalışmalara devam edilmiş ve Rize bölgesinde çay yetiştiriciliğinde başarı elde edilmiştir. Yıllar içinde daha da çok sevilen çayın üretimi oldukça artmıştır.

Çay üretimi konusunda 19. yüzyılda başladığı macerasında bugün Türkiye, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu’nun 2017 yılı verilerine göre 234.000 ton çay üretmektedir. Bu üretim ile Türkiye, dünya yıllık 6.101.062 ton olan çay üretiminin, %3,8’ini gerçekleştirmekte ve Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Vietnam’ın ardından 6 ncı üretici olarak gelmektedir.

Son Söz

Kahvenin geçmişten bugüne biriktiği ilginç gerçekler gibi çay da -özellikle çıktığı coğrafyada- birçok ilginç konuları bünyesinde toparlayarak bir çay kültürü oluşturmuştur. Her ne kadar, tarihi çok eskilere giden kendi adımızda bir kahve türümüz bulunuyor olsa ve de millet olarak kahveyi bilinen dünyaya tanıtılması kapsamında önemli bir payımız bulunsa da, WorldAtlas’ın verilerine3 göre 2016 yılı itibariyle kişi başına 3,16 kilogram ile açık ara dünyanın en çok çay tüketen ülkesi haline gelmiş durumdayız.

Ve bugün geldiğimiz nokta, çay, kahvaltının yanında olmazsa olmazımız. Öğlen yemeğinden ve akşam yemeğinden sonra aranıp durduğumuz içecek… Kitap okumaya, sohbete, muhabbete de yandaşımız…

Yazı Notları
İlk Yayım Tarihi, 09/01/2020
İlk Yayım Tarihi, 16/01/2020
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 3 gün
Çalışma Süresi, 5 saat 4 dakika

6 thoughts

  1. Kışın iç için ısınsın, yazın iç hararetini alsın. Çay Her derde deva. Yine güzel ve öğretici bir yazı olmuş. Çayın suyun içine yanlışlıkla düşmesi ile keşfedilmesi ve çayın aslında bir ağaç olması ve dallanması için uzamasına izin verilmemesi de benim için yeni bir bilgi oldu. Eline sağlık bu bilgiler için 👍👍

    1. Ben teşekkür ediyorum. Aslında bildiğimizi düşündüğümüz lezzetlerin çok derinlikli hikayeleri var. Çayın da hikayesi bitmedi, önümüzdeki günlerde Çay Hakkında İlginç yazısı gelecek… 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir