Okuma Süresi : 2 dakika

Lahana eski çağlardan beri bilinen bir sebzedir. Eski Mısır eserlerinde lahananın tanrılarına sunduklarını resmedilmektedir. Yunan ve Roma uygarlıklarında ise lahana o dönemin beslenmesinde de yer alan bir sebze idi. Orta çağda ise lahana Almanya, Doğu Avrupa ve Rusya’daki fakir mutfağının temelini oluşturmaktaydı. Lahana çok eski dönemlerden beri tüketilen bir sebze olsa da, lahanayı turşu yapma fikrinin Türklerden geldiğine ilişkin bir düşünce vardır1. Zaman içinde de hazırlanan bu lahana turşusu da, zamanla kış beslenmesinin temel bir bileşeni haline gelmiştir.

Lahana’dan Turşuya…

Almanya ve Avusturya mutfaklarının çok tüketilen ve sevilen lezzetlerinden birinin bu sauerkraut denilen lahana turşusu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sauerkraut, Almanca ekşi anlamına gelen sauer ile bitki anlamına gelen kraut sözcüklerinin bir araya gelmiştir ve ekşi lahana anlamına gelmektedir. Taşıdığı probiyotik özellik sayesinde sauerkraut tıpkı kefir, kimçi, kombu çayı gibi insan mikrobiyotası açısından oldukça yararlı bir yiyecektir. Probiyotik özelliğinin dışında, A ve C vitaminleri açısından zengin olan lahananın, bu ön sindirimi yapılmış halinin tüketimi de oldukça yararlıdır. A ve C vitaminlerinin yanı sıra, B12 açısından da oldukça yararlı bir besin olan sauerkrautun herkes tarafından ama özellikle veganlarca tüketilmesi önerilmektedir.

Yapılışı ve çeşitliliği açısından farklı türleri olsa da, sauerkraut’un esas tarifinin hazırlaması hiç de karmaşık değildir. Bununla birlikte hazır olma sürecinde bir fermentasyon işlemi söz konusu olduğu için de ayarının tutturulması incelik istemektedir.

Çeşit çeşit türleri olsa da, kefir gibi, kimçi gibi, kombu çayı gibi hemen her probiyotik lezzette olduğu üzere, evde yapılanları daha faydalıdır ve sık sık tüketilmesi sağlık açısından yerinde olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir