Okuma Süresi : 5 dakika

Ankara… Tarihi ve taşıdığı özellikleri yeterince bilinmeyen, büyük önder Atatürk ve cumhuriyetimizi kuran dimağlar tarafından başkent olarak seçilerek, 3 üncü kez başkentlik şerefine nail olan Ankara… Ülkemizin en kalabalık 2 nci şehri olan ve ülkemizin GSYİH’sine % 9’luk pay ile 2 nci büyük katkıyı sağlayan Ankara…

Bugün bulunduğu bu noktaya erişen Ankara, cumhuriyet ilan edildikten sonra 1927’de yapılan ilk nüfus sayımında merkez nüfusu 107.641 olan küçük bir Orta Anadolu şehri görünümündeydi. Geçen bu süreci değerlendirir ve başlangıç noktası ile bugün ulaşmış olduğu seviyeyi kıyasladığımızda, Ankara’nın oldukça uzun bir mesafeyi kat etmiş olduğu açıkça görülmektedir.

Bununla birlikte, başkentimiz ekonomik büyüklük ve nüfus açısından 2 nci sırada yer alır iken, turizm açısından ne yazık ki ilk 5’e bile girememektedir. Bu açıdan bakıldığında Ankara’da turizm adına yapılması gerekenler olduğu görülebilmektedir. Bu çerçevede de, hem Türk hem de yabancı turistler için çekim merkezi olmak adına, cumhuriyet tarihi turizmi ve kültürel miras turizmi kadar, turizmin yükselen bir bileşeni olan gastronomi turizmi konusunda da yapılabilecekler mevcut.

Ankara Evi Kurulmalıdır

Ankara’nın gastronomi turizmi konusunda yükselebilmesi için, öncelikle kendi yerel lezzet değerlerinin şehrin merkezine nitelikli bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Ankara’nın bu lezzet değerleri, şehir ölçeğinde nitelikli ve sürdürülebilir olarak sunulabildiği takdirde, daha sonra önce ülke sathına, ardından da uluslarası seviyeye taşınabilme imkanı bulacaktır. Bu hedef kapsamında öncelikli olarak atılması gereken adım, Ankara’nın gastronomik değerlerini Ankaralılara ve Ankara’yı ziyaret eden turistlere nitelikli ve sürdürülebilir bir şekilde sunmak üzere Ankara Evi’nin kurulmasıdır.

Coğrafi İşaretli Ürünler Gerçek Anlamda Korunmalıdır

Atılması gereken bir diğer adım da, Ankara Evi’nde de sunulacak ve Ankara’nın coğrafi tescili yapılmış lezzetlerinden

gibi lezzetlerin aslına uygun ve tescil standartlarına uygun olup olmadığının etkin bir şekilde denetlenmesi olacaktır. Gerçek ve etkili bir denetim sağlanarak bu Ankara lezzetlerinin aslına uygun ve nitelikli şekilde arz edilmesi tesis edilmesi sağlanacaktır.

Şehirlerin Günleri Çok Nitelikli Düzenlenmelidir

Diğer bir çok ilimizde olduğu gibi, Ankara’da da, belirli bir ilin odak alındığı ve o ilin yerel lezzetleri ile değerlerinin tanıtılarak sunulduğu etkinlikler düzenlenmektedir. Şehirlerin günleri olarak adlandırılabilecek bu etkinlikler de organizasyon ve nitelik gibi birçok açıdan oldukça yetersiz bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda şehirlerin günlerinin düzgün koşullarda ve yöntemlerle gerçekleştirilmesi şarttır. Ek olarak bu etkinliklerin -ticari boyutu elbette ki olacağını kabul etmekle birlikte- salt ticari odaklı olmaktan uzak, tıpkı Ankara’da her yıl düzenlenen Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi ve Fuarı’nda olduğu gibi öncelikle kültürel perspektif ötelenip gözardı edilerek değil, tam tersine odak alınarak düzenlenmesi daha yerinde olacaktır.

Ulus Bölgesi Gastronomik Açıdan Geliştirilmelidir

Ankara’da şehrin yerel lezzetlerinin ve ülkemize ait lezzetlerin sunulabileceği, insanların birşeyler atıştırıp yiyebileceği, insanları kendine çekecek, açık bir alanda tek katlı küçük binaların bulunduğu, Münih Seyahati Gözlemlerimizde de  bahsettiğimiz Viktualienmarkt benzeri (yukarıda) bir bölgeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için en uygun bölge de, Ulus’ta Anafartalar Caddesi ile Susam Sokak arasında kalan Ulus Hali’nin kuzey kapısının karşısındaki bölgedir. Bu bölgede yapılacak bir yeniden düzenleme ile, birbiri arasında mesafeler bulunan küçük köşkler oluşturularak, çeşit çeşit lezzetlerin bölgeye gelen Ankaralılar ile yerli ve yabancı turistlere ferah ve rahat şekilde sunulması mümkün olabilecektir.

Ulus Hali Yenilenerek Dönüştürülmelidir

Ek olarak Ulus Hali’nin mutlaka ama mutlaka elden geçirilerek çok daha düzgün bir hale getirilmesi gerekmektedir. Ulus Hali’nin, Eskişehir’de bulunan Haller gibi, Barselona’daki Mercat de Sant Josep de la Boqueria gibi (yukarıda) elden geçirilerek hem görsel, hem de işlevsel olarak yenilenmesine şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni yapının da profesyonel ve kaliteli hizmet sunacak işletmeciler tarafından işletilecek, kasap, manav, şarküteri ile çeşitli kafelerden oluşan, yiyecek ve içecek alanında hizmet verilen bir yapıya dönüştürülmesi elzemdir.

Yenilenmiş Ulus Hali Çevresi ve Yenilenmiş Ulus Hali ile Bir Çekim Merkezi, GastroAnkara Kurulmalıdır

Ulus, dolayısıyla da Ankara, hali hazırda biri özellikle iç turizmin biri de özellikle dış turizmin ilgi odağı olan iki önemli müzeye sahiptir. Dış turizmin odağı olan, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu’nun hemen her yerinden -özellikle de Hatti ve Hitit Uygarlıklarına ait- nadide eserler içermektedir. Müze, 2018 yılı verilerine göre ülkemizde en çok ziyaretçi çeken 10 uncu müze olarak Türk ve yabancı turistleri ağırlamıştır. 

Cumhuriyet tarihi turizminin ve daha ziyade iç turizmin ilgi odağı, Ankara’nın tarihi merkezi olan Ulus meydanı’nda bulunmaktadır. Bölgede cumhuriyetimizin birinci meclisi olarak hizmet veren Kurtuluş Savaşı Müzesi1 ile ikinci meclis olarak hizmet veren ve 2018 yılında en çok ziyaret edilen 8 inci müzesi olan Cumhuriyet Müzesi yer almaktadır.

Böyle iki önemli müzenin bulunduğu bölgede bir tarihi ve aslına uygun düzenleme yapılmasının dışında, insanların nefes alabildiği, insanların Ulus’tan gelip geçmemesini sağlayacak, Ankara’nın bu bölgesinde daha yaşayan ve yaşanan bir alana ihtiyaç duyulmaktadır.

Markalaşmak ve daha fazla ilgi çekmek için GastroAnkara gibi bir ismin de verilebileceği bölgede, Ulus Hali’nin elden geçirilmesi ve karşısındaki ve çevresindeki bölgenin tek katlı küçük binaların olduğu ve insanların birşeyler yiyip içerek nefes aldığı bir alan oluşturulması ile birlikte, Ulus, şehir ölçeğinde yeniden bir çekim merkezi olacaktır. Cumhuriyet tarihi turizmi ve kültürel miras turizmi kapsamında hali hazırda yüksek bir potansiyeli bulunan Ulus’ta atılacak adımlar ile birlikte, bu iki turizmin eksiği tarafı olan gastronomik ihtiyaçlar, GastroAnkara tarafından karşılanabilecektir.

Yabancı Ülkelerin Temsilcilikleri İle Daha Etkili İşbirliği Kurulmalıdır

Ankara’nın güçlü olduğu özelliklerinden bir tanesi de, başkent olmasına bağlı olarak 133 yerleşik yabancı temsilciliğin şehirde bulunmasıdır. Bu özellikten hareketle, tıpkı İtalyan Büyükelçiliği’nin her yıl kasım ayında oldukça başarılı bir şekilde düzenlediği İtalyan Mutfağı Haftası gibi, büyükelçilikler ile görüşülerek etkinlikler düzenlemeleri talep edilebilir.

Bu fikir doğrultusunda, UNESCO Gastronomi Şehri seçilen şehirlerin ülkelerinden başlayarak, o ülkelerin ve şehirlerin GastroAnkara bölgesinde veya başka yerlerde çeşitli etkinlikler düzenlemeleri, ülkelerinin gastronomilerinden örnekler vermeleri, kendi lezzetlerini ve mutfaklarını deneyimletmeleri ve ülkelerini tanıtmaları sağlanarak başkent olan şehrimizde gastronomik ve kültürel bir etkileşimin oluşması sağlanabilir.

Gastronomik Değeri Yüksek Mekanlar ve Gastronomi Alanında Çalışan Yerler Desteklenmeli ve Teşvik Edilmelidir

Tüm bu anlatılanların dışında Ankara’da var olan, ulusal ve küresel gastronomi açısından önemli olan, Paragastroteka adlı işletmenin şefi Tolga Mireli gibi dünyaca önemli şeflerin Ankara’da bulunması ve işletmeler açılması için her türlü destek verilmelidir.

Ayrıca Başkent Üniversitesi Thermopolium Gastronomi Akadedemisi ve Chef Akademi gibi gastronomi alanında eğitim veren, çalışmalar yapan tüzel kişilikler ile çeşitli alanda işbirliklerine gidilebilir.

Tüm Bu Çalışmalar İçin Bir Yapı Tesis Edilebilir

Tüm bu organizasyonların ve işlerin yapılabilmesi adına etkili, kamunun kurduğu ancak sıradan kamu tüzel kişilikleri gibi çalışmayan dinamik bir tüzel kişiliğin tesis edilmesi değerlendirilebilir.

Sözün Özü

Bendenizin tüm bu fikir ve önerileri gibi, Ankara’da gastronomi turizmi adına yapılabilecek önemli işler, atılabilecek etkili adımlar mevcuttur. Tüm bu adımların atılması ve de süreçlerin etkili bir şekilde yürütülmesi ile birlikte Ankara gastronomi alanında önemli bir seviyeye ulaşabilecektir. Ankara sahip olduğu kültürel miras bileşenleri ve cumhuriyet tarihi turizmi ile sunabileceklerini, gastronomi turizmi ile tamamlayabilmesi durumunda, gastronomi turizmi önemli bir eksiği tamamlayacak, her üç alan da birbirleriyle etkileşerek daha büyük bir etki oluşturacaktır. 

Bu adımların atılması ve etkin çalışmalar yürütülmesi de, şüphesiz, Ankara’ya bütüncül olarak oldukça önemli ek bir değer katacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir