Okuma Süresi : 4 dakika

Ülkemiz çok özel bir coğrafya üzerinde yer aldığı için, farklı bölgelerde farklı farklı doğal özelliklere, bu özelliklere bağlı olarak da oldukça geniş bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Ek olarak tarih boyunca bu topraklarda varlık gösteren farklı uygarlıkların bir araya getirdiği kültürel çeşitlilik de, zengin bir kültürel miras oluşmasını sağlamıştır. Kültürümüzün önemli bir parçası olan mutfak kültürümüz de bu biyolojik ve kültürel zenginlikten payını almış, bu güçlü miras sayesinde oldukça çeşitlilik ve derinlik kazanmıştır.

Bugün bu zenginlikten hareketle -özellikle büyük şehirlerde- Ege Günleri, Hatay Günleri, Gaziantep Günleri gibi belirli şehirlerin veya bölgelerin adı altında etkinlikler düzenlenmektedir. Bu etkinlikler farklılıklar içeren zengin mutfak kültürümüzün yerel unsurlarının ulusallaşması, ülke içinde bilinirliğinin artarak yaygınlaşması açısından ciddi fırsatlar sunmaktadır.

Hayaller, Gerçekler…

Tüm bu potansiyel bir yana, Ankara’da Atatürk Kültür Merkezi’nde bu adlar altında düzenlenmekte olan etkinliklere gidildiğinde, güzel bir fikrin bu kadar kötü icrasına şahit olarak üzülmemek de mümkün değil.

Çevre düzenlemesi olmayan bir alanda düzenlenen bu etkinliklerin organizasyonu da ne yazık ki yetersiz seviyelerde. Ayrıca Atatürk Kültür Merkezi’nin bulunduğu arazide ancak binanın hemen dışında kurulmuş, havalandırması yetersiz ve yoğun duman altı bir alanda o ile ait yiyeceklerin pişirilmesi ve satılması oldukça rahatsız edici. Bunun yanında, o ilin ürünlerinin tanıtıldığı ve satıldığı sergi alanlarının oldukça dar bir yürüyüş alanı üzerinde olmasına bağlı olarak olağanüstü bir yoğunluk oluşması gibi olumsuzluklar da mevcut. Bu olumsuzluklara ek olarak, Elazığ Günleri’nde içli köfte satan kişilerin Ege Günleri’nde de bulunması, etkinliğin adı değişse de aynı kişilerin o il ile ilgili olmayan lezzetleri satması, ya da Gaziantep günlerinde Gaziantep ile hiçbir ilgisi olmayan kişilerin etkinlikte bulunuyor olması gibi etkinliğin amacına ve ruhuna aykırı tamamen ticari odaklı katılımlar da söz konusu…

Etkinliklerin belirtilen noktalar gibi olumsuzluklar taşıması nedeniyle de, o ilin önde gelen değerlerini üreten markalar veya kişiler bu tür etkinliklere katılım sağlamıyor. Sağlıyorsa da, etkinliğe katılım sağlayan önemli yerel değerler ve markalar da -bizzat sohbet edip şahit olduğum üzere- söz konusu olumsuzluklar, hedef kitlelerine etkin bir şekilde ulaşamamaları ve kendi markalarına zarar vermemek gibi nedenlerle sonraki etkinliklere katılmıyor.

Peki Ne Yapmalı?

Böyle güzel bir fikir icra edilirken, bendenizin görüşüne göre, belirli hususlara dikkat edilmesi durumunda daha güzel, daha başarılı, daha etkili ve herşeyden önemlisi yerel lezzetlerimizin ve değerlerimizin ulusallaşmasına katkı sağlayacak bir etkinlik düzenlenmiş olacaktır. Bu amaçla için,

  • Etkinlikler Atatürk Kültür Merkezi dışında, Ankara için önemli bir yer olan Mogan Gölü çevresinde de gerçekleştirilebilir
  • Öncelikle etkinliğin düzenlendiği Atatürk Kültür Merkezi alanının güzel bir şekilde düzenlenmesi, gerekli peyzaj çalışmalarının gerçekleştirilmesi gerekir.
  • Etkinliğin Atatürk Kültür Merkezi önünde kurulan derme çatma yapıda olan ve sağlıklı bir hava akışının olmadığı kapalı bir alanda düzenlenmesi yerine, ziyaretçilerin rahat bir şekilde sergi alanlarını gezebileceği, her bir bölümün birbirlerinden yeteri kadar mesafede konumlandırılmış şekilde, hatta açık bir havada yapılması daha keyifli olacaktır.
  • Etkinliklere katılmak ve o ilin değerlerini tanıtmak isteyen kişilerin mutlaka o il ile bağlı olması şartı aranmalı, belirlenen şehir ile ilgisiz sunumların yapılmaması sağlanmalıdır.
  • Bir ile ait ürünü veya lezzeti satmak ve tanıtmak isteyen kişi veya tüzel kişilerin, o ilin esnaf veya ticaret odasında kayıtlı olması şartı aranmalıdır.
  • Etkinlikte satışı yapılan lezzet veya ürünler hakkında yeterince bilgi sahibi olması istenmeli, bu kapsamda etkinlik alanında bilgilendirici belgelerin de olması önkoşul olarak belirlenmelidir.
  • Etkinliğin saygınlığını ve etkisini arttırmak için organizasyon kapsamında o ilin, ticaret odaları ve/veya sanayi odaları ve/veya esnaf ve zanaatkar odaları ile işbirliği mutlaka aranmalıdır.
  • Etkinlik kapsamında özellikle coğrafi işaretleri bulunan ürünler üzerine odaklanılmalıdır, odaklanılması teşvik edilmelidir.
  • Etkinliklerde çok sayıda niteliksiz katılımcı olmasındansa, az da olsa nitelikli katılımcı olmasına ve kaliteli ürünleri arz edilmesine dikkat edilmelidir. Bu sayede ziyaretçi sayısı ve ilerleyen yıllarda katılımcı sayısının artması sağlanacaktır.

Son Söz…

Yerel değerlerimiz ve lezzetlerimizin kaybolmayıp korunmasına katkı sağlayarak, önce yerellikten ulusal seviyeye, daha uluslararası seviyeye erişmesinin başlangıcı olacak, yerel üreticilerin değerlerini kitlelere tanıtabileceği fırsatlar sunan, böyle güzel bir fikrin doğru ve nitelikli bir şekilde icra edilmesi gerekmektedir. Ülkenin tüm değerlerinin, ülkenin Başkenti olan Ankara’da boy göstermesi ve kendilerini tanıtması da, zenginliklerimizin korunması ve ileriye taşınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu şekilde nitelikli ve özel bir etkinliğin gerçekleştirilmesi de, Başkent Ankara’ya yakışır…

One thought

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir