Okuma Süresi : 8 dakika

Bildiğiniz üzere, hayatlarımıza dizi, belgesel, film yada çizgi film gibi görsel eserleri, çevrimiçi olarak ve kullanıcının talebi üzerine izleme imkanı sunan çeşitli hizmet sağlayıcıları girdi. Bu hizmet sağlayıcılarından en bilinen ve yaygın olanı da Netflix. Netflix’i belki de benzerlerinden ayıran bir özelliği de, yayınları arasında yemek ve yemek kültürü üzerine çeşitli türde nitelikli yapımlarının bulunması. Musa Dağdeviren özel bölümü de bulunan Chef’s Table, Cooked, Tuz Yağ Asit Isı gibi dikkat çekici yapımlar olduğu gibi, ünlü Momofuku restoranlarının ünlü Kore asıllı ABD’li şefi David Chang’ın merkezinde bulunduğu Ugly Delicious adlı yapım da bulunuyor.

Çirkin anlamına gelen ugly ve lezzetli anlamına gelen delicious sözcüklerinin bir araya getirilmesi olan Ugly Delicious’ın adı, esasen David Chang’in instagram hesabında görsel olarak çok çekici olmasa da oldukça lezzetli olan yiyecekleri anlatmak için kullandığı bir etiketten ilham alınmış. Böyle bir yapımın adının bu şekilde tercih edilmesinden de anlaşılacağı üzere Ugly Delicious, yüksek görsellikten ziyade lezzete ve o lezzetlerin hikayelerine odaklanan bir yapım.

İstanbul dahil, dünyanın birçok yerine giderek bazı lezzetlerin peşinden gidip hikayelerinin anlatıldığı ve birçok konuğun da yer yer dahil olduğu yapımda, sadece yiyeceklere odaklanılmadığını ve özellikle ABD’ye ilişkin bazı toplumsal sorunların da ele alındığını söylemek gerek. Yapımın birçok yerinde -bugünlerde iyice dünya gündeminin merkezine yerleşmiş olan- ABD’de Afrikalı, Latin ve Asya kökenlilere karşı gösterilen ırkçılığın yemekler ve yemek kültürü ile ilişkisi hakkında yorumlar ve değerlendirmeler de geçiyor. Ayrıca özellikle Trump yönetiminin oldukça sıkı olan göçmen politikalarının yemek piyasasına olan etkilerinin de değinildiğini söylemek gerek.

Son bölümde dönerin de ele alındığı ve İstanbul’un da ziyaret edildiği yapım, birbirinden bağımsız ve konu odaklı olarak kurgulanmış. İki cilt ve toplam oniki bölümden oluşan yapımın bölümleri şu şöyle…

Bölümler

Cilt 1
Bölüm 1, Pizza
Bölüm 2, Taco
Bölüm 3, Ev Yemeği
Bölüm 4, Karides ve Kerevit
Bölüm 5, Barbekü
Bölüm 6, Kızarmış Tavuk
Bölüm 7, Kızarmış Pilav
Bölüm 8, Doldurulmuş Mantı

Cilt 2
Bölüm 1, Çocuk Menüsü
Bölüm 2, Köri Deyip Geçme
Bölüm 3, Biftek
Bölüm 4, Et Dönerken

Yapımdan Aklımda Kalanlar

İzlediğim on iki bölümden yer yer aklımda kalan kısımlar oldu. O bölümleri Ugly Delicious’un nasıl bir yapım olduğuna dair fikir vermek için sizlerle paylaşmak isterim.

Cilt 1

Bölüm 1, Pizza

Wolfgang Puck ile David Chang’in sohbeti
WP- O zaman füme somonlu pizzamızı yapalım.
DC- Çok merak ediyorum.
DC- Yaratıcılıktan ödün vererek ustalığı mı kaybettiğimizi mi düşünüyorsun?
WP- Yaratıcılık ve ancak usta bir kişinin elinden çıktıysa iyidir. Temeliniz iyiyse, yaptığınız işe baştan sona kadar hakim iseniz, o zaman geleneklerden saparak yeni birşeyler deneyebilirsiniz.
DC- Eğer sen İtalya’da yaşasaydın bunu yapabilmenin imkanı olmazdı.
WP- Kesinlikle.
DC- Yabancı olduğun için buna izin veriyorlar. Biliyorsun değil mi?
WP- Evet, katılıyorum. İtalyan dostlarım buraya gelip, bu da ne böyle deyip duruyorlar.
DC- Ama değişip geleneklere meydan okuduğunda çevrendekiler hoşnut olmuyor.
WP- Evet doğru, insanlar değişimden nefret eder.
DC- Peki sen insanları kızdırmaktan usanmadın mı?
WP- Hayır.
DC- Hiç mi?
WP- Ben yaşadığım sürece bundan vazgeçmeyeceğim. Sonuçta önemli en önemli olan şey yeterince insanın gelip, vay canına yapılan şey ne kadar güzel demesidir. Bu varsa gerisi tamamdır.

Bölüm 2, Taco

Don Andrés Galeana ile Andrés Galeana ve David Chang sohbeti
AG- Sanırım o hikaye dedemler Puebla’ya geldiğinde başladı. 1918’de geldiler. Birinci Dünya Savaşı yüzünden mülteci oldular.
Alman liderleriyle birlikte, üç milyon Sünyani-Keldani ve Ermeni’yi öldürdü. Kendi ülkelerinden silinip göçe zorlandılar.
DC- Ailesi nasıl Pueblo’ya gelip, taco yapıp geçimini kazanmaya başlamış peki?
AG- Yunanlar geldi ve et döner getirdiler.
AG- Geleneksel olarak an başta kuzu etinden yapılıyordu. Ama Meksika geleneğine göre domuz eti kullanmaya başladık. Dönere benzer birşey[Türkçe altyazılar bu şekilde olsa da orjinal dilinde “It’s something similar to shawarma” deniyor.] ama Meksika kültürüne uyarlandı. 

Bölüm 6, Tavuk

Asha Gomez ve David Chang sohbeti.
AG- Her zaman derim. Tabağa koyduklarım bu hayatta biriktirdiklerimden ibarettir. O yüzden benim yemeklerime füzyon demeyin.

Bölüm 7, Kızarmış Pilav

Bu bölümün başlangıcında bir diğer Netflix yapımı Chef’s Table ile dalga geçiliyor. 🙂
Alan Yang ve David Chang sohbeti.
DC- Herşeyi bir kenara bırakıp, daha çok insani duyguların insanların ne hissedeceğinin üzerinde yoğunlaşıyorum.
Nasıl yardım edeceğime bakıyorum. İnsanların normalde yemeyeceği şeyleri sevdirmeye çalışıyorum. İnsanların siyasi görüşlerini değiştiremem ama belki yemeklere olan bakış açılarını değiştirebilirim.
Kendimi bu şekilde böyle iyi hissediyorum. Ben ancak bunu böyle yapabilirim. 

Cilt 2

Bölüm 4, Et Dönerken

Bu bölümde döner kültürü “Et dönerken” başlığı altında alınıyor. Dönerin Yunan ve Arap tarafları ile birlikte Türk tarafı da ele alınıyor. Ancak bu konuya gayet yüzeysel bakıldığını söylemek gerek. Her ne kadar David Chang’in Türk mutfağına ilişkin büyük ilgisi ve hayranlığı bulunsa da, bölümde dönerin Türk yemek kültürüne ilişkin vurgulamalar ve bilgiler oldukça zayıf kalmış.

Bendenizde bu düşünceyi oluşturan şey, bölümün kurgulandığı ve asıl sohbetin geçtiği masada Ortadoğu mutfağı konusunda ilgilenen Yunan yemek yazarı Anissa Helou ve Filistinli Arap Şef Reem Assil bulunuren herhangi bir Türk’ün masada bulunmaması. Dönerin kökeni tartışmalarını bir an için kenara bırakayım, eğer döner konusundan Yunanlıların Gyros’unu temsilen Anissa Helou ve Arapların şavurmasını anlatmak için Reem Assil var ise, döneri anlatmak için de bir Türk’ün yer alması gerekirdi.

Bunun yanısıra döneri Türkiye’de görmek adına çekilen İstanbul bölümünün oldukça kısa tutulmuş. Türkiye’deki döner ustaları veya döner ile ilgili olarak çok içerik oluşturulmamış, dönerin kökenine ve hikayesine çok değinilmemesi ve dönerin yapım aşaması çekimi için Lübnan’da bir ustanın şavurmasının tercih edilmesi de var. 

Bunun dışında İstanbul seyahatinde David Chang’e eşlik eden ünlü şef Mehmet Gürs ve Cemre Narin’e yönelik de bir eleştirim mevcut. Eğer Netflix bu bölümde onların söylediklerini kesip çıkarmadı ise, dönerin Türkler ile ilişkisinin onlar tarafından yeterince vurgulanmadığı düşüncesindeyim. Örneğin bilinen ilk döner fotoğrafı olan, İngiliz James Robertson’un İstanbul seyahatinde çektiği fotoğraf sadece birkaç saniye gösterildi1.
Fotoğrafın ne olduğuna, nerede çekildiğine, kimin hangi tarihte çektiğine hiç bahsedilmedi bile. Bunun dışında mutfak kültürümüz açısından oldukça önemli bir kaynak olan Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde dönerin anlatıldığı ve eserin yazıldığı tarihin 16. yüzyıl olduğuna da değinilmedi.

Özetle bu bölümde çok fazla ABD merkezli yaklaşılıp, dönerin öne çıkartılmadığını, Arapların şavurmasının öne çıkarıldığını, Levant bölgesinden Latin Amerika’ya göçlerle gitmiş olduğu, orada Latinleşerek Al Pastor’a dönüştüğü ve ABD’ye böyle ulaştığının anlatıldığını söylesek, çok da yanlış olmaz.

David Chang’in Konuşması

DC- Bang Bar’dayız. Daha restoran açılmadı. Bu fikir uzun zamandır aklımdaydı çünkü dönerin Orta Doğu’da, Türkiye’den Lübnan’a yaptığı yolculuk beni büyülemişti.
(Domuz etini döner mantığı ile yapmayı anlatıyor) Malzemeleri değiştiriyoruz. Sadece dikey olarak pişiriyoruz, birdenbire boktan oluyor. Ama bunu yatay yapsak hemen Fransız usulü çevirme olacaktı, havalı olacaktı. Fiyatı 40 bin dolar artacaktı. Aptalca bir tutuculukları var. Düşündükçe döner şeklinde pişirmek, mutfakta gördüğüm en dahice şey gibi geliyor. Cidden.

Yapımda bir sahnede yazı olarak  “Mante” Ermeni Usulü Mantı (İngilizce olarak Armenian Beef Dumplings) geçiyor.

David Chang’in Konuşması

DC- Dönerin şavurmaya, oradan da pastor’a dönüşmesine bakıyorum. Yemeklerin dünyayı dolaşıp evrim geçirmesinden çok farklı değil.
Türkiye’ye gidip görmem lazım. Türkiye beni oldum olası büyülemiştir. Doğu’nun Batı’yla buluştuğu yer olması sebebiyle belki ilk füzyon mutfak. Yemekler bundan sonra o kültürdeki gibi olabilir çünkü zaten oradan çıkmışlar.

Burası hayatım boyunca yemek yemeyi en çok arzuladığım şehir.

Mehmet Gürs, Cemre Narin ve David Chang sohbeti.

DC- Şu çok açık: Burada öyle büyük bir tarih ve çok kültürlülük var ki, tek bir cümlede anlatamıyorsun bile.

Son olarak ilginç bir şey, Mehmet Gürs’ün İngilizce konuşurken bizde bir deyim var deyip, Türkçe “Su yolunu bulur.” dediği anda altyazı olarak “speaks Arabic” yani Arapça birşeyler söylüyor gibi yazması. Türklerin Türkçe konuştuğunu bilmeyen, Arapça konuştuğunu sanılan bir durum ile karşı karşıya kalınca -gayet doğal olarak- şaşkına dönüyoruz.

Genel Değerlendirme

Yiyecek alanının günümüzdeki oldukça tanınan kişiliklerinden birisi olan David Chang’ın, yer yer aile yaşamının da anlatıldığı Ugly Delicious gayet keyifle izlenebilecek bir yapım. Her ne kadar döner konusundaki konumlanmaları pek doğru olmasa, Türkiye’ye pek yer verilmese ve gerçek resmi eksik gösterseler de, yapım ilgi çekici, eğlenceli ve içerik açısından dolu.

Sonuç olarak, Türk Mutfağı’na büyük ilgi duyan ve Instagram hesabında “Hakkı en az teslim edilen mutfak hangisidir?” sorusuna doğrudan “Türk Mutfağı” yanıtı veren David Chang’in Ugly Delicious belgeselini izlemenizi öneririm.

Künye

Eserin Adı
Ugly Delicious

Yapım Tarihi
2018

Sunulan Platform
Netflix

Cilt ve Bölüm Bilgisi
1 cilt 4 bölüm

IMDb
7,8 / 10
2.730 oy

Yazı Notları
İlk Yayın Tarihi, 11/06/2020
Son Güncelleme, 18/06/2020
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 3 gün
Çalışma Süresi, 2 saat 56 dakika

5 thoughts

  1. Ugly Delicious adını duyunca aklıma ilk iyi kötü çirkin filmi geldi. Değerlerimizi korumalı, yükseltmeli ve iyi tanıtmalıyız düşüncesindeyim. Yemek, tarih ve kültür açısından zengin bir ülkeyiz. Bu tarz programları izleyerek hem genel bir kültür ediniyoruz hem dünya bu konuda nerede konumlanıyoruz bunu öğreniyoruz. Tavsiye için teşekkürler 👍

    1. Kesinlikle. Kendimizi anlatmamız gerekiyor, bunun için kendimizi doğru ve yeterli bir şekilde tanımamız gerekmekle birlikte, karşımızdakilerin zihin dünyasını da anlamalıyız. Bunun için de muhatapları tanımak lazım.

  2. Güzel bir tanıtım olmuş, içimde belgeseli izleme isteği uyandırdı, bu açıdan teşekkür ederim. Dönerin Türk yansımalarının yeterince açıklanmaması, sanırım dünya üzerinde Türkiye’ye bakış açısı ve verilen değer ile ilintili.

    1. Bence Yunanlıların bu konuda çok daha fazla çalışıp piyasayı daha hızlı kapmaları. Eğer bir Türk, Türk Mutfağı diye restaurant açsa işleri eh işte olur. Ama bunu Yunan mutfağı adı altında yapsa bir anda ikiye katlar. Bizim bu konuda geç kaldığımızı düşünüyorum. Amerikalılar baklava ve “dolmasita” denince akıllarına Yunan geliyor, Türk gelmiyor. Gel gelelim Chobani adındaki Amerika’nın en popüler yoğurt markasının sahibi Türk olmasına rağmen yoğurdu Greek Yoghurt olarak satıyor. Çok acı ama gerçek.

    2. Teşekkürler. İlgi uyandırabildiyse, ne mutlu. 🙂
      Döner konusu önce bizim kendimizi ve kendi değerlerimizi tanımamız ile ilgili, sonra bu değerleri doğru ve yeterince anlatamamız ile ilgili, daha sonra -eğer varsa- Türkiye’ye karşı olan olumsuz bakış açısı ile ilgili. Biz önce ilk iki adımı atalım, ilk iki adamı yeterince icra edersek, üçüncü adım var olsa da hedeflere engel olamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir